28 Kasım 2012 Çarşamba

0 Mustafa Kemal ve Corinne Lütfü - Melda Özverim


Mustafa Kemal ve Corinne Lütfü - Melda Özverim

Arka Kapak;

''Arkadaşlar, Corinne memleketin en zeki kadınlarından biridir. Kendisinden ve ailesinden bir çok konuda esinlendim. Batılı yaşam tarzını, Fransızca'yı Batı müziği zevkini bu aileden öğrendim''
M. Kemal ATATÜRK

"Bu dostluğun aşamalarını tarihsel ortamı içinde izliyoruz. Kanımca Melda Özverim bu kitabıyla devrim tarihimize katkı yaparken, teyzesinin anılarını da ölümsüzleştirmiştir.''
Erdal İNÖNÜ

Fotoğraf & Arka kapak; hepsiburada


Bir dostluğun öyküsünü okumaya hazır mısınız? Hem de içinde Atatürk’ü bilinmeyen yönleriyle tanımak desem.

Öncelikle madam Corinne ismini daha önce duydunuz mu? Yanıtlarınız hayır ise yakından tanıyacaksınız. Peki, adını sıkça duymadığımız ama bazı tarih kitaplarında geçen madamın Atatürk ile arasında olanlar iki taraf içinde dostluktan mı ibaret bu kadına özel ilgisi var mı?

İtalyan bir ailenin kızı olan Corinne 1913-1971 savaş yıllarında İngilizlerin İstanbul’da ki evlerine baskın yapmasıyla, İtalya yolculuğu kaçınılmaz oluyor. . . Mektuplarda kullanılan sözler o kadar naif ki Atam, kendisine bir kere daha hayran bırakıyor. 15 mektup, 5 kart ve yaşanmışlıklar. . .

Savaş sırasında kendisini yalnız hisseden Ata’mı okumak oldukça duygusaldı. . . Ve nice yaşanan olaylar. . . Sizde de merak ve heyecan oluşturduysa yakın zaman da edinip okumalısınız.

Kalem Darbesi


0 Osmanlı'da ve İran'da Mezhep ve Devlet - Taha Akyol


Osmanlı'da ve İran'da Mezhep ve Devlet - Taha Akyol

Arka kapak;

Taha Akyol tarihin derinliklerine inerek, iki ülke arasındaki farkların niye Türkiyede laik cumhuriyete, İranda teokratik cumhuriyete yol açtığını anlatıyor
Taha Akyol salt gazeteci yazar olarak değil, tarihsel ve sosyolojik perspektiflerden bakarak derinlikli tahliller ve ciddi yorumlar yapmaktadır... Türkiyede akademik tarihçiliğin ne yazık ki boş bıraktığı önemli bir alanda, İranda Şiiliğin, Osmanlıda Sünniliğin nasıl bir tarihsel süreçte ve hangi şartların sevkiyle devlet ideolojisi olarak işlendiğini, bunun kurumsal ve siyasi tezahürlerini dikkatle ve isabetle ortaya koymaktadır.
Prof. Dr. Ahmet Yaşar OCAK

İran ile Türkiye hiç benzemiyor. Ne geçmişte benziyordu ne de bugün...
Bu gerçeği kavramakta zorluk çekenlerin Taha Akyolun bu kitabını dikkatle okumalarının tam zamanıdır...
Ahmet Taner KIŞLALI, Cumhuriyet

Taha Akyolun Osmanlıda ve İranda Mezhep ve Devlet adlı ufuk açıcı kitabı... Altına imzamı atacağım görüşlerdir.
Beşir AYVAZOĞLU, Zaman

Taha Akyolun Osmanlıda ve İranda Mezhep ve Devlet kitabı, her bölümüyle ayrı bir master çalışması, hatta tez...
Güneri CIVAOĞLU, Milliyet

Taha Akyol tarihin derinliklerine inerek, iki ülke arasındaki farkların niye Türkiyede laik cumhuriyete, İranda teokratik cumhuriyete yol açtığını anlatıyor...
Hasan CEMAL, Milliyet

Elimde harika bir kitap var: Taha Akyolun Osmanlıda ve İranda Mezhep ve
Devlet adlı çalışması... Kendisi Türkiyenin yetiştirdiği ender ciddi ve
bilimsel yazılar yazan bir düşünür.
Serdar TURGUT, Hürriyet

Fotoğraf ve Arka kapak: hepsiburada


Tarihle ilgisi olanların muhakkak okurken zorlanmayacaklardır. Çünkü roman gibi okunursa belirli bir yerden sonra sıkıcı gelebilir. Buna rağmen yalın bir dil ile kaleme alınmış. Aslında bu tarz kitapları sindire sindire okuma kanısındayım.

Başlıktan da anladığımız üzere Osmanlı ve İran’da din ile devlet ilişkilerinin tarihsel boyutları hakkında bilgilendiriyor. Taha Akyol’un yaşamı boyunca başından geçenlerden sonra kendisi muhafazakâr ve liberal konulara el attığı için, bu kitapta da Alevi – Sünni konusunda aklınızda ki çoğu soru işaretlerine cevap olacak diye düşünüyorum.

Türkiye de son zamanlarda yaşanılan olaylar karşısında akıllara Türkiye İran mı oluyor? sorusunu getirse de okuduktan sonra, bunun asla olmayacağını detaylı bir şekilde anlayacaksınız. Objektif olarak geçmişte yaşanılan Osmanlı ve İran devleti arasında ki mezhep çıkışları için tavsiye edeceğim bir kaynaktır.

Kalem Darbesi


22 Kasım 2012 Perşembe

4 2012 Kasım'da Beklenen Birkaç Kitap ve Çekiliş

Merhaba kitapsever dostlar;

Kasım ay'ının sonlarına geldiğimiz bu günlerde beklediğim bazı kitapların çıkmasıyla, sizin de beklediğiniz kitaplar varsa haber vermek istedim.Tabii önce blog arkadaşımız Ayşım Hanım'ın 2. kitabının haberiyle başlayacağım. :)


Kendisi; Beynimin geri dönüşüm kutusunu kurcaladım ve içindeki birikimlerle harf harf döşeyip kelimeleri, bu kitabı hazırladım.

Çıfıt çarşısı gibi bir manzara karşımda, ben bile şaştım onca kalabalığa…

Yaşadıklarımı, yaşattıklarımı, gördüğüm yerleri, şahit olduğum olayları, edindiğim bilgileri hepsini istiflemişim. Acıları, kayıpları, hüzünleri en uzağa iteklemişim.

İyi antikacı olur benden. Eskiye ait ne varsa belleğime kaydetmişim. Anıların kimi bir şarkıya kimi bir kokuya kimi de bir dizeye tutunmuş, canlanmak için sırasını bekler dururmuş.

Velhasıl kelam beynimin geri dönüşüm kutusunun içindekileriyle elinizde tutmakta olduğunuz bu naçizane söz-nağmeler ortaya çıktı. (arka kapak)

Sizde de merak uyandırdı değil mi? Sıkı durun şimdi, bu güzel kitabı kazanmak için Ayşım hanım, bir çekiliş düzenlemiş. Katılmak için buraya tıklayalım.

Çekiliş sonunda çıkmasa bile üzülmek yok.Oldukça uygun bir fiyata buradan satın alabilirsiniz.

Şansı açık olsun ve kalemi hiç bitmemesi dileğiyle. Yakın zamanda okumak istediğim kitap listeme ekledim bile. :)

*


Sırada ki kitap Amerika'lı yazara ait. İlk kitaptan itibaren kendisine bağlayan, kurguları yerinde, akıcı anlatımına sahip John Verdon'dur.Türkçe'ye çevrilmiş üç kitabı vardır. Henüz okumadıysanız ve polisiye severseniz muhakkak tavsiye ederim.

Yazarın diğer seride ki kitaplar hakkında bilgi edinmek ve yorumlarımı okumak isterseniz;

1- Aklından Bir Sayı Tut için buraya tıklayanız.

2- Gözlerini Sımsıkı Kapat için buraya tıklayanız.

Yeni çıkan kitabı Şeytanı Uyandırma'dır.İçinizde alan var mı? Dört gündür satışta olan bu kitabı okumak için sabırsızlanıyorum.Tabii diğer kitaplara ihanet etmiş olacağım ama neyse arada kaçamak yapmak lazım (!) değil mi? :))


Arka kapak;

Asla o karanlık odaya girme.
Sabaha çıkmak istiyorsan şeytanı uyandırma.

Hiçbir cinayet kusursuz değildir. Özellikle Dahi Dedektif Dave Gurney bir olaya müdahil olup hiç kimsenin göremediği detayları ortaya çıkardığında, çıkışı olmadığı düşünülen labirentin çıkışını ustalıkla bulduğunda...

Gurney, bir seri katil üzerine belgesel hazırlayan genç bir kıza danışmanlık yapmayı kabul eder. On yıl önce yaşanan bu olaylarda kurbanların hepsi keskin bir nişancı tarafından zifiri karanlıkta, pahalı Mercedes arabalarını kullanırken, aynı açıdan ve noktadan kusursuz biçimde vurulmuş ve bedenlerinin yanına birer oyuncak hayvan bırakılmıştır. Asla aydınlatılamayan bu cinayetlerin üstüne bir perde çekilmiştir ve kimse bu perdeyi kaldırabilecek kadar cesaretli değildir. Tek bir kişi dışında.

Gurney'in, kimseye izini belli etmeyecek kadar dahiyane bir plan yapmış olan bu caniyle oynayabileceği tek bir oyun vardır. Ölüm oyunu: Kendini hedef göster, o sana gelsin.

"Zeki bir adamı karmaşık bulmacalar çözerken izlemek müthiş bir keyif. Gurney işte bu yönüyle farkını ortaya koyuyor."
New York Times

"Her sayfada artan gerilimle, bir psikopatın iç dünyasının derinliklerine ineceksiniz."
Publishers Weekly

"Şaşırtıcı bir son ve tam bir şaheser. Tırnaklarınızı kemirtecek kadar heyecan verici."
New York Journal of Books


*


Yunan mitolojisi takip edenler için fantastik bir kitap olan Tanrıça, şimdi serinin devamı olarak Tanrıça'nın Savaşı ile karşımızda. Aimee Carter'in ilk kitabı Tanrıça hakkında ki bilgi ve yorumuma buraya alayım sizi.


Arka kapak;

Kate Winters ölümsüzlüğü hak etti.

Ama hayatını Ölüler Diyarı'nda, Henry ile birlikte geçirmek istiyorsa bunun uğruna savaşması gerekecek.

Bütün olanlar içerisinde, ölümsüzlüğü kazanmak en kolayı olmuştu. Kate, artık Ölüler Diyarı Kraliçesi olarak taç giymek üzere olmasına rağmen, kendisini her zamankinden çok daha yalnız hissetmektedir. Ölüler Diyarı'nın hükümdarı olan Henry'ye karşı duyduğu sevgi günden güne büyürken, Henry ona karşı gittikçe mesafeli ve gizemli davranmaya başlamıştır. Kate'in taç giyme töreninin tam ortasında, evrende kendisini öldürebilecek kadar güçlü olan tek varlık tarafından alıkonur: Titanların Kralı, Kronos.

Diğer tanrılar her birinin sonunu getirebilecek olan savaşa hazırlanırken Henry'nin Tartarus'dan kurtuluşu yalnızca Kate'in elindedir. Ama Ölüler Diyarı'nın sonsuz mağaraları içinde yolunu bulabilmesi için, geleceğini tehdit eden tek kişiden yardım talep etmelidir.
Henry'nin ilk karısı, Persephone.


Ya ölümsüzlük ebedi değilse?

"Kate, açıklanamayan olaylara göğüs gererek onlarla başa çıkabilecek bir kahraman."
Publishers Weekly

"Yunan mitlerinden Persephone'nin hikâyesine bu sürükleyici ve çağdaş yaklaşım romantizm, gizem ve merak unsurları yanında çok yönlü ve sempatik bir başkaraktere sahip."
Booklist

"Kesinlikle benzersiz, yenilikçi ve büyüleyici."
bewitchedbookworms.com


*


Serdar Özkan'nın Kayıp Gül 2 kitabını çok eleştirsemde çevremde, kendisini takip edenler var. İlk kitabın da ki etkiyi ikinci kitapta hezimete uğrayanlar grubundayım. Hatta üçüncü kitabı çıksa da almam, okumam dedim. Halen aynı kanıda olduğumu merak ediyorsanız cevabım evettir. :) Ta ki sizlerden gelen mail veya çevremde ki eleştirilere göre fikrimi değiştire bilirim. Tabii şunu da unutmamak lazım, zevkler ve renkler tartışılmaz.

1- Kayıp Gül için buraya tıklayınız.

2- Kayıp Gül 2: Ölümsüz Kalp için buraya tıklayınız.

Son kitap Kayıp Gül Ekim Yağmurları,


Arka kapak;

65'i aşkın ülkede 44 dilde okunan Türk romancı Serdar Özkan'ın yeni kitabı Kayıp Gül "Ekim Yağmurları" hayata, kendinize ve AŞK'a bakışınızı değiştirecek.

Kitapları, Penguin (ABD), Random House (İngiltere), Hachette, Bertelsmann, RCS Libri gibi, dünyanın en seçkin ve prestijli yayınevleri tarafından yayınlanan Serdar Özkan'ın yeni romanı yüreğinizi ısıtacak.

"Daha ilk kitabının bütün dünyada Simyacı, Küçük Prens ve Martı gibi klasiklerle kıyaslanması bir romancı için sık rastlanan bir durum değil."
Deccan Herald
Hindistan

"Bu romanın bizi birleştirmeye gücü var."
TVA Televizyonu
Kanada

"Serdar Özkan ismi şimdiden Paulo Coelho, Richard Bach ve hatta Antoine de Saint-Exupéry ile birlikte anılıyor."
Corriere della Sera
İtalya

"Türklerin Küçük Prens'i tüm dünyayı büyülüyor."
Helsinki Sanomat
Finlandiya


*

Tabii liste bunlarla sınırlı değil, ilerleyen günlerde de yeni kitap haberleri gelecektir.

Son olarakta güzel bir çekilişle noktalandıralım. Sevgili Nur'un düzenlemiş olduğu çekilişe katılmak için buraya tık tık :)



Kalem Darbesi







10 Kasım 2012 Cumartesi

8 Çekiliş Sonucu, Kazanan Belli Oldu :)

Herkese kocaman bir merhaba, bir çekilişimizin daha sonucuna gelmiş bulunmaktayız.Katılan ve desteğini esirgemeyen siz dostlara sonsuz teşekkürler.Lafı fazla uzatmadan sonuçların görselliği ile sizi başbaşa bırakıyorum. :)

Kontrol edildikten sonra çıkan tüm liste;


Sırasıyla yakından çekip, paylaşmaya çalıştım.Çoğu katılımcıların aynı isime sahip olmasından dolayı parantes açıp, mail adresleri ile not aldım.






Ve fotoğrafta göründüğü gibi kazanan arkadaşımız Beyaz Kitaplık oldu.

Kendisini tebrik ederim ve ulaşım adreslerini bana ilettiğinde hediyeler evine ulaşacaktır.

Bir daha ki çekilişte görüşmek dileğiyle kitapsever dostlar.

Kalem Darbesi



1 Atamızı Özlemle Anıyoruz!


Saat 9.05′te sessizlikle bütünleşiyorsunuz, siren seslerinin inadına bağırmalarına rağmen… yine de sessizsiniz…

Lütfen bir 10 Kasım sabahı şöyle yüksek bir yere çıkın ve ayaklarınızın altındaki kenti bir gözleyin. Zamanın durduğuna tanıklık edeceksinizdir, evet, bu çok özel bir andır.

O sabah okula giden küçüklere bakın, ellerinde rengarenk kasımpatları göreceksinizdir. Çiçeğin boyutu elleri kadardır, ufacık elleriyle hazinelerini kavrarlar, son derece ciddidirler. Ata’larına saygıyla ve sevgiyle tüm dünyanın zenginliklerini içeren armağanlarını verirler.

Saat 9.05′te sessizsiniz, dünyanın keşmekeşliğine rağmen…

Tören alanlarında ellerinde baston olan dedeler göreceksinizdir, göğüslerindeki madalyalardan tanıyacaksınızdır onları. Ha, bir de başlarındaki kalpaklarından. Onlar Ulu Önder’le beraber savunmuşlardır vatanlarını, birlikte gericilik hareketlerini ve ülkenin parçalanmasını engellemişlerdir. Söylemeyi unutuyordum, gözlerindeki birkaç damla yaştan da tanırsınız onları… Sessizsiniz, sessizlik boğuyor adamı… Kalın ve yağlı bir urgan gibi…

Özlüyorsunuz Mustafa Kemal’i, görmemenize rağmen onun siluetini. Sanki boğazınızda bir şeyler düğümleniyor, bir anda haykırmak istiyorsunuz, zayıf bir ses geliyor gırtlağınızdan. Siluetin ne denli anlamsız, fikirlerinse ne denli önemli olduğunu fark ediyorsunuz… Sessizliğin sesi kulaklarınızda büyüyor, yanınızdakinin sessizliğini kokluyorsunuz…

Özlem kokuyor… Hafif de bir burukluk… Ülkenizin dört bir yanı… Hakkari’den Trakya’ya, Kars’tan Muğla’ya…

Susuyor! sessizlik onları boğuyor. Niye Ata’yı bu denli özlemle anıyorlar, niye ata’yı bu denli özlemle arıyorlar? niye bu denli özlüyorlar?

Aslında savaştan çıkmış, her tarafı yıkık bir ülkeden bahsediyoruz. eğitim düzeyi yerlerde, okuma yazma oranı sadece %10 ve işin en kötü tarafı bu okuyan kısım da savaşta yok olmuş. İstanbul Tıp Fakültesi’nin 1915′te mezunu yok, ki bir savaşta cepheye sürülecek en son kişiler doktorlardır. Varın yokluğu, çaresizliği siz anlayın. sonra dağ gibi Osmanlı borçları, halifelik, saltanat ve ABD mandası isteyenler, eskiye bağlı kalmış, daha doğrusu kalmaya zorlanmış bir millet var elinizde ve de jeopolitik coğrafyanızdan ötürü de korkunç önemlisiniz, etrafınızda akbabaların dolandığını rahatlıkla görebiliyorsunuz. Bu ana ait nasıl bir varlık özlenebilir ki? Siren sesleri devam ediyor. Vapurlar, itfaiye araçları bir arada feryad figan…

İnsanlar Kuvay-i Milliye ruhunu özlüyorlar. Yokluk içinde var olmayı, o dönemdeki gururlu, tüm dünyaya kafa tutan genç Türkiye Cumhuriyetini özlüyorlar. Mustafa Kemal’in bütünleştirici etkisini, insanların ırklarını, dillerini ve dinlerini gözetmeksizin tek bir çatı altında tek yumruk olmasını özlüyorlar.Etraflarındaki bu yabancı, bozulmuş ve özgül olmayan ortamı görüp kendi benliklerini özlüyorlar.

Ve kendi benliklerini Mustafa Kemal’de buluyorlar. siren sesleri gittikçe azalıyor, kulaklara yine gürültüler akın ediyor…

Saat dokuzu altı geçiyor, hayat “devam” ediyor.. Bana kalırsa hayat asıl şimdi duruyor…!



Kaynak : tıklayınız


74 yıl sonra başbakansız bir anma olucak.Bu durum neyi değiştirir? Tabii ki hiçbir şeyi! Zahmet etmesin kendisi, biz zaten gideceğiz! Artık tehlikenin farkına varma zamanı gelmiştir.Uyumayın,uyutmayın!

Kalem Darbesi


2 Kasım 2012 Cuma

0 En iyi 10 Casus Kitap



The Independent ( Birleşik Krallıkta yayınlanan günlük gazete) en iyi 10 casusluk kitabını seçti. Bu kitaplar arasında Türkçe'ye çevrilenler de var.

İşte, listedeki kitaplar:


John Buchan'ın "The Thirty Nine Steps" adlı kitabı "Otuz Dokuz Basamak" adıyla Türkçeleştirildi.



John Le Carre'nin "The Spy Who Came In From The Cold" adlı kitabı da Türkiye'de "Soğuktan Gelen Casus" adıyla yayınlandı.


Listenin üçüncü sırasında Robert Ludlum'un "The Bourne Ultimatum" adlı kitabı bulunuyor.



William Boyd'un "Huzursuz" diye Türkçeleştirilen "Restless" adlı kitabı da listede.


Listede yer alan "The Riddle of the Sands" adlı kitabın Türkçesi bulunmuyor. Kitabı Erskine Childers kaleme almıştı.


Joseph Conrad'ın "The Secret Agent" adlı kitabı "Gizli Ajan" adıyla Türkçeleştirildi. Bu kitap da Independent'ın listesinde var.


Ian Fleming'in kaleme aldığı Bond serisinin "Rusya'dan Sevgilerle" adlı kitabı Türkçeleştirilmedi. Fakat kitaptan beyazperdeye aynı adla uyarlanan film ise vizyona girdi.


Gilbert Keith Chesterton'un "The Man Who Was Thursday" adlı kitabını Türkiye'de "Bay Perşembe" adıyla arayabilirsiniz.


Eric Ambler'in "Epitaph for a Spy" adlı kitabında Macar asıllı bir yabancı dil öğretmenin Paris'e taşındıktan sonra kendini faşist casuslar arasında bulmasıyla gelişen olaylar anlatılıyor.


Jeffery Deaver'ın "Yeni James Bond" olarak anılan "Carte Blanche" adlı romanı Türkçeleştirilmedi. Fakat yazarı "Kemik Koleksiyoncusu" adlı eserinden hatırlayacaksınız. 

İçlerinden hangisi sizin favoriniz ya da listede bu da olmalıydı dediğiniz var mı ?

Kalem Darbesi 







1 Kasım 2012 Perşembe

0 Yine Aylardan Kasım ... :)

Sonbaharın yavaş yavaş sonunun geldiğinin habercisidir.Bu ay ki diğerlerine benzemez.Herkes yaz ay'ının, baharın seceresini tutsun, Kasımda Aşk Başkadır! :)

Aşağıda günün ve anlamını belirten müzikle bir başlangıç yapalım ne dersiniz?



Evet, bizde gelelim fasulyenin faydalarına... Durun! Tamam, kabul ettim, çok kötüydü :P

İçinizde bu ay'da doğan varsa şimdiden doğum günü kutlu olsun dostlar.Bugün bir değişiklik yapıp, ansızın sevdiklerimize ulaşalım.Gerek telefon, gerek bir mail bile yeterlidir.Düşünsenize tüm günün stresini yaşarken biranda aldığınız mesajla yüzünüze tebessüm gelecektir.

Artık gülmüyoruz, gülemiyoruz.Sanki acelemiz var gibi, sürekli bir koşuşturma... Nereye, ne zamana kadar? Tabii ki sonuna kadar değil mi? Önce iyi yaşamak için kazanırız, sonra bir bakmışsınız ki hayat sizden ne çok şey götürmüş...

Hayırrr! Hemen de karamsarlığa hazırsınız yahu :) Unutmayın 'Kırkından değil farkından sonra başlar hayat! Evet, her yaşın ayrı bir güzelliği vardır.Önemli olan hayatımızda ki 'birileri' ifadesini kaldırmak olacaktır.

Eee o kadar Kasım dedik filminden bahsetmemek olur mu? Charlize Theron,Keanu Reeves hayranları yorum için bekleniyorsunuz. :)


Dram, komedi, romantik ne ararsan var. Gel ablaaa, gelll :)) Ben ki dram tarzında pek fazla sevmeme rağmen yıllar öncesinde şans vermiştim.Çünkü Charlize ve Keanu bu filmde bizim cuk dediğimiz tabirle oturmuştur.Tabii aşkınız varsa filmin tadı ikiye katlar benden demesi.Yoksa da aşk'a inanmayanlara inat aşık edecek türden. :) İlgili arkadaşları hemen buraya alayım.Hatta bir güzellik daha yapıp, fragman ekleyim.




Tabii hepsi bu kadar mı? Değil.10 Kasım'ı unutmamalıyız, unutturmamalıyız. Aslında bu konuda çok fazla diyeceklerim var fakat ne kadar yazsam da 29 Ekim de bana yaşadıklarımı unutturamaz! Tüm yasaklara ve engellere inat; aklımızı kaybedene kadar, yüreğimiz iflas edene kadar, bedenlerimiz tükenene kadar bu sevgiyi durdurmanın kimsenin ne gücü ne de kudreti yetecektir!!!

"Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir."





Kalem Darbesi

Bu sitede kullanılan tüm fikir,içerik ve fotoğrafların izinsiz kullanılması 5486 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına göre suç sayılmaktadır.