28 Temmuz 2012 Cumartesi

0 Serdar Özkan - Kayıp Gül

Serdar Özkan - Kayıp Gül
Arka Kapak;
Bütün Dünya Bir Türk Romanını Konuşuyor
Genç Türk Romancı Serdar Özkan'ın ilk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40'tan fazla ülkede basıldı. Kanada'dan Japonya'ya, Brezilya'dan Endonezya'ya, dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı. 

Tüm zamanların en çok okunan ve sevilen kitaplarından St. Exupéry'nin Küçük Prens'i, Richard Bach'ın Martı'sı, Hesse'nin Siddarta'sı ve Paulo Coelho'nun Simyacı'sına denk tutulan Kayıp Gül, özgün bir “kendini keşfetme” romanı. 

Değişik kültür ve felsefeleri günümüzün modern yaşantısıyla iç içe sunan Kayıp Gül, Doğu'yla Batı arasında bir köprü eser niteliğinde. Sanki bu yönüyle, hem tarihsel hem de coğrafi anlamda Doğu ile Batı arasında bir köprü olan kültürümüzün çağdaş edebiyata akseden bir yansıması. 

Kayıp Gül'ün kahramanı Diana'nın peşine takılan okur, başta Türk kültürüne olmak üzere, Yunan mitolojisinden Yunus Emre'ye; William Blake'ten Sokrates'e; doğu mistisizminden Küçük Prens'e; Meryem Ana'dan Nasrettin Hoca'ya; modern yaşantıdan metafiziğe; gerçek dünyadan düşlerin dünyasına ve San Francisco'dan İstanbul'a uzanan bir yolculuğa çıkıyor. 

Kayıp Gül, evrensel mesajları ve kültürleri buluşturan, Doğuyla-Batıyı birleştiren yönüyle, özellikle kültür çatışmalarının giderek arttığı dünyamızda ümit veren bir eser. Kanada televizyonunda, Kayıp Gül'ün hayatında okuduğu en güzel öykülerden biri olduğunu belirten kitap eleştirmeni Christine Michaud, Kayıp Gül'ün bu yönüne özellikle dikkat çekiyor. Kayıp Gül için “Bu kitabın bizi birleştirmeye gücü var,” diyen Michaud, kitaptaki öykünün her insana hitap ettiğini söylüyor. 

Serdar Özkan romanlarında, farklılıklarımızdan çok ortak yönlerimize vurgu yapıyor. Yazar, değişik kültürlerden gelen insanların farklılıklarını kabul etmekle birlikte, yine de insan olarak benzerliklerimizin daha önemli olduğunu savunuyor. 

Üniversite eğitimi için gittiği Amerika'da dört sene yaşayan Özkan, bu düşüncelerinin orada, tamamen farklı bir kültürde yaşarken şekillendiğini söylüyor. Zaten Kayıp Gül de ikiz kız kardeşini aramak üzere İstanbul'a gelen Amerikalı Diana'nın öyküsünü anlatıyor. 

Kayıp Gül aynı zamanda, başkalarının beğenisini ve takdirini kazanmak uğruna düşlerinden ve kendinden ödün veren genç bir kızın öyküsü. “Başkaları benim hakkımda ne düşünür?” kaygısıyla hayallerini ve “kendi olmayı” terk eden ve bu yüzden sonunda dibe vuran Diana'nın kendini geri kazanma savaşının öyküsü. Bu savaşında ona St.Exupéry'nin Küçük Prens'i, Küçük Prens'in gülü ve İstanbul'un gülleri eşlik ediyor. 
Fotoğraf ve Arka kapak;  idefix, d&r
İlk önce kapak renginden ötürü dikkatimi çekmişti. Elime alıp incelediğimde 43 dilde çevrilip, 50 ülkede yayınlanan kitap olması merak uyandırdı. Bir de arka kapakta Yunan Mitolojisi yazısını görünce dayanamayıp almıştım.

La fontaine masalları bilirsiniz. Bu kitapta da fabl teknikleri karşımızda. Akıcı bir dil kullanılmış, bir solukta bitirilen çerezlik bir kitap olmuş. Başlangıçta kafamızda oluşturduğumuz düşünceler, sonlara doğru yer değiştiriyor. Biraz kişisel gelişim, biraz anne-kız çatışması barındırmış. Sonunda hadi be! dedirtebiliyor. Ama çok fazla beklentileriniz olmasın.

Açıkçası 50 ülkede, 43 dile çevrilmiş bir kitap diyorsunuz, biraz ilerleyince hevesiniz yarıya iniyor, sonra hafif su kaynıyor gibi ama sonuç tamamen hezeyan. Bir de Paulo Coelho gibi üstat’ın Simyacı, Richard Bach’ın Martı kitabıyla kıyas yapılması kesinlikle yanlış. Bir yerlerde ikizinizin olduğunu, gülleri de fabl kıvamında okumak istiyorsanız tavsiye ederim.
Kalem Darbesi

Hiç yorum yok :

Bu sitede kullanılan tüm fikir,içerik ve fotoğrafların izinsiz kullanılması 5486 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına göre suç sayılmaktadır.