31 Temmuz 2012 Salı

2 Tutkunu oldugunuz yazarların kitaplarını kazanmak ister misiniz?

Evet yanlış görmediniz listede tam 10 kitap var. Eğer şanslı siz olursanız, bu listeden seçtiğiniz 2 kitap ile birlikte bir de süpriz hediye sizi bekliyor olacak.
Katılmak için buradan alalım sizi : )


Osmanlı Tarihi sevenler için kaçırılmayacak fırsat sizi bekliyor. Nasıl mı ? Tabi ki buradan : )

Pinuccia's; imzalı kitap çekilişi için buradan katılabilirsiniz.

Seyyah Gül Hanım'ın çekilişi için buradan alalım sizi :)

Kitapkolik.net'in listeside 10 kitaptan oluşuyor.Kazanmak için buradan buyrun :)

Bu güzel çantalardan biri de sizin olsun isterseniz bir tık tık yapalım : )




28 Temmuz 2012 Cumartesi

4 Serdar Özkan - Kayıp Gül 2: Ölümsüz Kalp

Serdar Özkan - Kayıp Gül 2: Ölümsüz Kalp 

Arka Kapak;

Kalbinizin içinde mucizevî bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?

Kalbinizin içindeki odalarda Kayıp Gülünüzü, Ölümsüzleri, Ruhu ve Sevgi'yi aramaya?

Hazırsanız, keyifli okumalar.

Kanada'dan Japonya'ya, Brezilya'dan Çin'e dünyanın dört bir yanında okurların büyük beğenisini kazanan Kayıp Gül, Türkiye'de 84 hafta Çok Satanlar listelerinde kaldı, 2010 yılının en çok okunan romanı oldu.

Kayıp Gül 2: Ölümsüz Kalp dünyanın en çok dile çevrilmiş romanları arasında yer alan Kayıp Gül'den esinlenilmiş, yüreğinizi ısıtacak yeni bir roman.
Fotoğraf ve Arka kapak;   d&r, idefix
Günümüzde bazı insanlar bile ikinci bir şansı hak ediyorsa kitap etmez mi? Ahh ahhh, yazdıkça kendime nasıl kızıyorum, anlatamam size… Bu sefer her şey farklı olacaktır gözüyle baktım, ne de olsa yazarın ikinci kaleme alışı dedim, bir nebze olsun okuyucuların eleştirilerine kulak asar sanmıştım (!)

Öncelikle yazar, hangi kitleye yazacağına karar vermeli. Tamam, hepimizin içinde bir çocuk var, yer yer dışarı çıkmasına izin veriyoruz da masal okuyacak yaşımızı da aştık Serdar Özkan! Bahsettiği konular önemli olsa da bunu okuyucuya çok basit bir dille anlatmış. İlkokul çağlarında ki çocuklar için ideal bir kitap olmuş. Eğer yeğeniniz, kardeşiniz veya çocuğunuz varsa tavsiye ederim.
Kalem Darbesi
 

0 Serdar Özkan - Kayıp Gül

Serdar Özkan - Kayıp Gül
Arka Kapak;
Bütün Dünya Bir Türk Romanını Konuşuyor
Genç Türk Romancı Serdar Özkan'ın ilk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40'tan fazla ülkede basıldı. Kanada'dan Japonya'ya, Brezilya'dan Endonezya'ya, dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı. 

Tüm zamanların en çok okunan ve sevilen kitaplarından St. Exupéry'nin Küçük Prens'i, Richard Bach'ın Martı'sı, Hesse'nin Siddarta'sı ve Paulo Coelho'nun Simyacı'sına denk tutulan Kayıp Gül, özgün bir “kendini keşfetme” romanı. 

Değişik kültür ve felsefeleri günümüzün modern yaşantısıyla iç içe sunan Kayıp Gül, Doğu'yla Batı arasında bir köprü eser niteliğinde. Sanki bu yönüyle, hem tarihsel hem de coğrafi anlamda Doğu ile Batı arasında bir köprü olan kültürümüzün çağdaş edebiyata akseden bir yansıması. 

Kayıp Gül'ün kahramanı Diana'nın peşine takılan okur, başta Türk kültürüne olmak üzere, Yunan mitolojisinden Yunus Emre'ye; William Blake'ten Sokrates'e; doğu mistisizminden Küçük Prens'e; Meryem Ana'dan Nasrettin Hoca'ya; modern yaşantıdan metafiziğe; gerçek dünyadan düşlerin dünyasına ve San Francisco'dan İstanbul'a uzanan bir yolculuğa çıkıyor. 

Kayıp Gül, evrensel mesajları ve kültürleri buluşturan, Doğuyla-Batıyı birleştiren yönüyle, özellikle kültür çatışmalarının giderek arttığı dünyamızda ümit veren bir eser. Kanada televizyonunda, Kayıp Gül'ün hayatında okuduğu en güzel öykülerden biri olduğunu belirten kitap eleştirmeni Christine Michaud, Kayıp Gül'ün bu yönüne özellikle dikkat çekiyor. Kayıp Gül için “Bu kitabın bizi birleştirmeye gücü var,” diyen Michaud, kitaptaki öykünün her insana hitap ettiğini söylüyor. 

Serdar Özkan romanlarında, farklılıklarımızdan çok ortak yönlerimize vurgu yapıyor. Yazar, değişik kültürlerden gelen insanların farklılıklarını kabul etmekle birlikte, yine de insan olarak benzerliklerimizin daha önemli olduğunu savunuyor. 

Üniversite eğitimi için gittiği Amerika'da dört sene yaşayan Özkan, bu düşüncelerinin orada, tamamen farklı bir kültürde yaşarken şekillendiğini söylüyor. Zaten Kayıp Gül de ikiz kız kardeşini aramak üzere İstanbul'a gelen Amerikalı Diana'nın öyküsünü anlatıyor. 

Kayıp Gül aynı zamanda, başkalarının beğenisini ve takdirini kazanmak uğruna düşlerinden ve kendinden ödün veren genç bir kızın öyküsü. “Başkaları benim hakkımda ne düşünür?” kaygısıyla hayallerini ve “kendi olmayı” terk eden ve bu yüzden sonunda dibe vuran Diana'nın kendini geri kazanma savaşının öyküsü. Bu savaşında ona St.Exupéry'nin Küçük Prens'i, Küçük Prens'in gülü ve İstanbul'un gülleri eşlik ediyor. 
Fotoğraf ve Arka kapak;  idefix, d&r
İlk önce kapak renginden ötürü dikkatimi çekmişti. Elime alıp incelediğimde 43 dilde çevrilip, 50 ülkede yayınlanan kitap olması merak uyandırdı. Bir de arka kapakta Yunan Mitolojisi yazısını görünce dayanamayıp almıştım.

La fontaine masalları bilirsiniz. Bu kitapta da fabl teknikleri karşımızda. Akıcı bir dil kullanılmış, bir solukta bitirilen çerezlik bir kitap olmuş. Başlangıçta kafamızda oluşturduğumuz düşünceler, sonlara doğru yer değiştiriyor. Biraz kişisel gelişim, biraz anne-kız çatışması barındırmış. Sonunda hadi be! dedirtebiliyor. Ama çok fazla beklentileriniz olmasın.

Açıkçası 50 ülkede, 43 dile çevrilmiş bir kitap diyorsunuz, biraz ilerleyince hevesiniz yarıya iniyor, sonra hafif su kaynıyor gibi ama sonuç tamamen hezeyan. Bir de Paulo Coelho gibi üstat’ın Simyacı, Richard Bach’ın Martı kitabıyla kıyas yapılması kesinlikle yanlış. Bir yerlerde ikizinizin olduğunu, gülleri de fabl kıvamında okumak istiyorsanız tavsiye ederim.
Kalem Darbesi

26 Temmuz 2012 Perşembe

4 Antony Burgess - Otomatik Portakal

Antony Burgess ~ Otomatik Portakal

Arka kapak;
Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum...
...
Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. 'Uqueer as as clockwork orange'. Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür. Bir de tabii Malezya'da 'canlı' anlamına gelen 'orang' sözcüğü var. Kitabı yazmaya başladığımda, rengi ve hoş bir kokusu olan bir meyvenin kullanıldığı bu deyişin, tam da benim anlatmak istediğim duruma, Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikâyeye çok iyi oturduğunu düşündüm..........

Anthony Burgess

Karabasan gibi bir gelecek atmosferi... Geceleyin sokaklara dehşet saçan, yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler... Sosyal kehanet? Kara mizah? Özgür iradenin irdelenişi? .. Otomatik Portakal bunların hepsidir. Aynı zamanda hayranlık verici bir dilsel deneydir, çünkü Burgess anti-kahramanı için yeni bir dil yaratır: Yakın geleceğin argosu 'nadsat'ı.

... ve Stanley Kubrick'in muhteşem film uyarlaması, yirminci yüzyılın kült eserlerinden biri olan bu romanın şöhretini pekiştirmiştir..........

Fotoğraf ve Arka kapak: D&R

Okuyacak onca kitaplarım varken ve hâli hazırda iki kitabı yarıda bıraktıran kitaptır. Blogları gezerken, o kadar çok denk geldim ki merak uyandırdı açıkçası. Hatta sevgili Pinuccia arkadaşımızın bloğunda çekilişi görünce sevindirik olmuştum. :) Tabi size salih bana kör talih olunca, internetten sipariş verdim. :)

Konusu itibariyle çok farklı, fakat çevirisi konusunda beni biraz tereddüte düşürdü diyebilirim. Özellikle argo olan kısımlar, zira okuyanlar ne demek istediğimi anlamışlardır. Onbeş yaşında ki Alex karakterinin öyküsü çok iyi anlatılmış.Başta kendisine çok kızdırıp, kitabın sonuna gelince önyargı yaptığımı fark ettirdi. Modern hayatta insanın nasıl değiştiğini, suçu anlatırken insanı dehşete düşüren durumları gördükçe gerildim.

Genel itibariyle başarılı buldum. Kitabın yanı sıra filmi de çekilmiş. Yönetmenliğini Stanley Kubrick üstlenmiş, kitabı kadar filmde oldukça ses getirmiş. Merak edenler için buradan bakabilirsiniz. En yakın zamanda izlemeyi düşünüyorum, tabi kitabın etkisini biraz üstümden atmam lazım :)
 Kalem Darbesi

0 Can Dündar - Yarim Haziran


Can Dündar ~ Yarim Haziran
Arka Kapak;
Bu kitapta toplandı "en sevdiklerim"...
Kâh bir haziran telaşında kâh kış güneşi altında; ya bir nehir kenarında ya dolunay sağanağında karalanmış satırlar bunlar... Kiminde eski bir resim, kiminde gizli bir hüzün, çoğunda içten bir söz ama hepsinde benden bir iz; içimi ısıtan aşklar, özlediğim telaşlar, kaybettiğim yoldaşlar, yitirdiklerimin ardından dökülmüş yaşlar var...
 
Can Dündar, en kişisel kitabı olarak gördüğü Yârim Haziran'da doğanın ve ruhumuzun dört iklimini dillendiriyor ama adından da anlaşılacağı gibi tutkuyla... Umutlu olmaktan, hayatın sürprizlerini de, şeytanın dediklerini de kucaklamaktan geri duramıyor.
 
Zira ilk öpücük heyecanından, yaşamın başıboş bir dere gibi akıp gitmesinin verdiği hüzne kadar uzanıyor bu yazılar...
Pastırma yazıyla birden bastıran tipiye, "gelecekse gelsin artık sonbahar" ile "hiç bitmese şu yaz" arasında sıkışıp kalmış ruh halimize tercüman oluyor; kimi zaman dünyanın uğultusunu kimi zaman içimizdeki sessizliği anlatıyor Can Dündar. 
 
Kısacası, süresini ve yörüngesini bilmeden çıktığımız hayat yolculuğuna düşülmüş içten ve sıcak notlar; hayat yolunda yüreğimize vuran ayazlar, çöl rüzgârları ve meltemler var bu kitapta... 
 
İçten geldiği gibi yazılmış, uçarı, satırlarına sığmayan, sayfalarından taşan bir kitap Yârim Haziran...
Tıpkı dalında patlamayı bekleyen bir tomurcuk gibi...

 Fotoğraf ve Arka kapak: D&R
Bana göre Aşk’ın kalemini kıran ikinci üstattır. O buğulu sesiyle bizleri kendisine hayran bırakan yazar,  üslubu sayesinde kitap akıp gidiyor. Türkçeyi öylesine duygularıyla birleştirmiş ki, bir solukta bitiyor. Zaman zaman hepimiz pesimist düşüncelere kapılırız. Böyle anlarda alın elinize bir Can Dündar kitabı ya da seslendirdiği bir şiiri dinleyin, bakın hayâl aleminiz nasıl değişecek.

Kitap birçok hikâyeden oluşmaktadır. Her okuduğunuz karşısında durup,  düşünce yolculuğu yapıyorsunuz. Değinmek istediğim diğer konu ise, önsöz. Bence bir kitabın önsözü, evin anahtarı gibidir. Belki de çoğumuz bu bölümü atlayıp, direkt okumaya başlıyoruz. Gerçi öyle kitaplar var ki son-söz gibi önsöz olarak karşımıza çıkıyor. İşte size Yarim Haziran’ın önsözü;

Kiminde eski bir resim, kiminde gizli bir hüzün, çoğunda içten bir söz, ama hepsinde benden bir iz var; içimi ısıtan aşklar, özlediğim telaşlar, kaybettiğim yoldaşlar, yitirdiklerimin ardından dökülmüş yaşlar var.
Biliyorum bir tür duygusal teşhircilik bu yaptığım; lakin yine biliyorum ki, paylaşıldıkça güzelleşir anılar; ve hafifler acılar…
Bu yüzden, Yarim Haziran’ı transparan bir elbise gibi giyiyorum üstüme. İçimi görenler, içini açabilsinler diye…
Sevgiyle

Ayrıca Haziran doğumlu iseniz kesinlikle okumalısınız. Mart doğumlu olarak çok kıskandım.  :) Tabi ki ay’la sınırlı kalmayıp; aşk’a, martılara o kadar güzel kelimeler giydirmiş ki hayran kalmamak elde değil. 
Kalem Darbesi
 

0 John Verdon - Gözlerini Sımsıkı Kapat

John Verdon - Gözlerini Sımsıkı Kapat

Arka kapak;

AKLINDAN BİR SAYI TUT'un yazarı JOHN VERDON'dan...

New York'un en gözde dedektifiyken, basının kendisine yakıştırdığı isimden hep rahatsız olmuştu: Süper Dedektif. Bir bulmacayla karşılaştığında, mutlaka çözmek isterdi. Gurney'e göre her bulmacanın çözümü için mutlaka bir ipucu vardı.

Peki ya bu sefer yoksa?

Düğün günü öldürülen bir gelin… Ve olaya tanıklık eden yüzlerce davetli. Cinayeti kimin işlediği ortada, herkes kendinden emin ama ya hepsi zekice bir illüzyonla yanıltılıyorsa... Cinayet silahı dahil birçok detayda sürpriz akıl oyunlarını gördüğünde, Gurney tam bir psikopatla karşı karşıya olduğunu anlar.

Gurney şeytanın bile aklına gelmeyecek yöntemleri, soruları ve keskin bakış açısıyla soruşturmaya bambaşka bir boyut kazandıracaktır. Kim daha zeki; Gurney mi, yoksa müthiş bir illüzyondan ibaret katil mi? John Verdon'dan, akıl oyunlarının iç içe geçtiği, sıra dışı bir roman.



"Nitelikli bulmaca severler için paha biçilemez bir kitap."
CNN.com

"Yine ilki kadar şaşkınlık verici bir olay ve yine dahice çözümler."
Publishers Weekly

"John Verdon gizemli bir olayın akıl almaz örgüsünü işlerken hikayenin en beklenmedik anında ortaya çıkıveren, şeytani bir kurnazlığa sahip. Yazarın büyük ilgi gören AKLINDAN BİR SAYI TUT kitabından sonra beklediğinize değecek."
Washington Post

Fotoğraf ve Arka kapak: D&R

Yazarın birinci kitabı beni etkilediği için, acaba bu sefer nasıl bir kurgu ve son bekliyor diye aldım. Zaten sizde memnun şekilde bitirdiyseniz, muhakkak almışsınızdır. Zira ilk kitap da bazı kesimler beğenmediği için sevenler ve abartıldığını düşünenler olarak ikiye ayrılmış.

Dave Gurney’in macerası kaldığı yerden devam ediyor. Öncelikle kitabın bize artısı, içeriğinde geçen bazı karakterleri tanımamız oluyor. Sanki dizi gibi bir izlenim yaratıyor. Ve şundan artık eminim yazar Sherlock Holmes filminden baya etkilenmiş. :) 

İkinci kitabı olduğu için ben size kıyas yaparak ifade etmek istedim. Bana göre;
   

Hangisini beğendiğime gelirsem ilk kitabı derim. Nedendir bilmem ama her zaman ya ilkler ya da sonlar insanları cezbeder. Bu demek değil ki ikinci kitap kötü, asla onu da beğendim. Sonuç olarak üçüncü kitabı bekliyorum desem : )
 Kalem Darbesi
 
Bu sitede kullanılan tüm fikir,içerik ve fotoğrafların izinsiz kullanılması 5486 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına göre suç sayılmaktadır.