30 Aralık 2012 Pazar

16 1OO. Post, Hello 2013


Yeni yıla ramak kala 2012’nin son post’um 100. sayısına ulaşmıştır. En son 1Q84’e başladım ve okuma hâllerimin devam ettiğini söylemeliyim. Henüz bitirememenin üzüntüsünü yaşarken, arada kaçamak yapıp okuyup bitirdiğim bile oldu diyebilirim. :)

Evet, kitap kalın, taşıması zor, tutması güç vs. vs. Ama bunun yanında okunmalı mı? Evet. Kitaptan biraz ipuçları vermem gerekirse; kolay okunabilen, kaptırdığınızda sayfaların geçiş hızı sizi bile şaşırtabiliyor. Konsepti aşk’ı içerse de şimdiye kadar güzel tasvirler yakaladım diyebilirim. Özellikle kurgusu, hepimizin hayatından birtakım yaşanmışlıkları çizikliyor bile denile bilir.

Her ne kadar bitmemiş olsa da şimdiye kadar aldığım notların arasında bir görsel paylaşmak, eminim okumak isteyenler için bir fikir olacaktır.



2012’de yaşadığım mutlu-mutsuzluklar da yılın son günlerinde harika olaylar yaşadım. Özellikle Aralık Ay’ı iyi başlarken, kötü gitti. Sonra biraz düzeldi, sürprizler derken gemim batıyordu ki imdadıma koştu. 2013 ile 3. Yılımıza demir atacağız neredeyse... İnternetten arkadaş, dost olunmaz diyenlere inat, olunuyor işte arkadaş diyorum. İyi ki tanımışım, hayatımın en güzel yerindesin.



Hepimiz önyargıları vardır. Bu ister günlük yaşantımızda olsun, ister sanal âlemde olsun. Özellikle, teknolojinin hayatımızla bu kadar perçinleştiği dönemlerdeyiz. Çoğumuzun internetten tanışıp, real hayatına döktüğü kişiler vardır. Sonuçlar her ne olursa olsun hep ‘ bazı insanlar armağandır, bazıları ders’ derim …!

Mantıklı düşünürsek özünde herkes iyidir. Onları kötü yapanda bizleriz deriz. Ama bazıları var ki, her şey iyi giderken sonra fıtratları gereği midir bilinmez değişirler. İşte öyle insanlar yüzünden güvenimiz parça pinçik. Hele bir de ahkâm kesmeleri yok mu, deli olmada ne olursan ol! Önce güzel bir zemin hazırlar, sonra maskeyi çıkartırlar. Neyse ki zararından neresinden dönerseniz kâr bizimdir naralarıyla yolumuza devam ediyoruz.

Sayısını unuttuğum filmler, kitaplar ve dinlediğim müzikler var. Şöyle bir ‘en’ listesi yapmak vardı ama oldukça uzun olurdu. Sağolsun takip ettiğim birçok blogger arkadaşlarım yapmış, keyifle okudum.



Şimdiden herkesin yeni yılını en içten dileklerimle kutluyorum. Huzurlu, mutlu, yettiğince paralı ve bol okumalı 365 gününüzün olması dileğiyle…


Kalem Darbesi


19 Aralık 2012 Çarşamba

10 Ne Aramışım ?


Hani bir video ararsınız ya da aklınıza takılan bir şey vardır. Hemen arama motoruna yazarsınız, karşınıza bir sürü sonuç çıkar. Nitekim aradığınızdan önce gözünüze başka bir şey çarpar siz oraya yönelirsiniz veya tam tersi olur. İşte bende ne ararken ne buldum.

A. Ali Ural kimdir? Tanıyan, duyan var mı?

1959 yılında Samsun'da doğdu. Ankara Ahmet Vefik Paşa İlkokulu, Atatürk Lisesi ve Riyad Üniversitesini (Suudi Arabistan) bitirdi. Şule Yayınlarının sahibi ve editörlüğünü yaptı… İlk ürünleri Mavera dergisinde yer aldı (1982). Sonraki yıllarda yazı ve şiirleri editörlüğünü yaptığı Merdiven ve Kitaphaber dergilerinde yayımlandı. Şiiri: Körün Parmak Uçları (1998)Deneme: Posta Kutusundaki Mızıka (1999) Öykü: Yangın Merdiveni (2000).

Kaynak: A.Ali Ural

Gel gelelim benim ilgimi çeken olaya...


Sevgili Dost;
Bildiği şehirlerden bilmediği şehirlere, bildiği yüzlerden bilmediği yüzlere sığınmayı aklından geçirmemiş kaç insan vardır? Garların, terminallerin ve limanların dev mıknatıslara dönüştüğü saatlerde bedenlerini kaptırmayanlar, ruhlarının bir otobüs koltuğuna, bir gemi çapasına, bir lokomotif tekerleğine yapışmasını önleyebilmişler midir?
“Başımı alıp gitmek istiyorum” cümlesi kim bilir hayatımızın kaç kilidini kurcalamış, açayım derken kaç yeni kapı örtmüştür üstümüze. Arkaya bakmamayı başarabilenler, acaba gittikleri yere başlarını götürmeyi başarabilmişler midir?
“Tebdil-i mekânda ferahlık vardır” diyenler, aslında “tebdil-i kan”ı mı kastetmişlerdir?

Sevgili Dost;
“Kalbimi alıp uzaklara gitmek istiyorum” Çünkü aklım hep kurcalanacak.
“Kalbimi alıp”; çünkü kalbim değişen kanı karşılayacak. “Uzaklara”; çünkü gazeteler mürekkep, radyolar ses, televizyonlar renk yapmak istiyorlar onu. “Gitmek istiyorum”; çünkü gitmek kalmaktan daha pullu: bir gece kıyafeti gibi ışıl ışıl parlıyor tenimiz. Bir gece, kıyafeti gibi soyuyor gurbetini.

Sevgili Dost;
“Garip, Şam’daki Yemendeki garip değil, garip mezardaki ve kefendeki gariptir” demiş Araplar. Ne garip!
“Garibin yüzü soğuk olur ” demiş Türkler. Ne garip!
Eskimolar güneşin gurbetçi olduğu düşünmüşler. Çinliler küçük beyaz bir taşın bir çuval pirinç içinde kaybolduğunu… Ne garip!

Sevgili Dost;
Hafız : “Hiçbir yol yoktur ki sonu olmasın” demiş ama ne çıkar! Bizim otobüslerimizin aynalarında hala, “ömür biter yol bitmez” yazıyor. “Düz yolda da sürçer insan ” deyince Çehoc,
Aşık Dertli cevap veriyor:
“Doğru gitsem yollar komaz/Bükük yollar boynum gibi”

Sevgili Dost;
Uçak sürüleri havalanıyor yerden. Trenler, sihirbazların ipleri gibi oynuyor. Denizi yakıyor ütülerden tekneler. Perdeler sarkıyor otobüslerden.

Sevgili Dost;
İnsan tekerleği bulduğu zaman başına neler geleceğini bilseydi, bakmadan arkasına yuvarlardı onu ıssız bir yere. İnsanın elinden gelseydi, düğümlerdi yolları ıssız bir yerde

Sevgili Dost;
Kalbimi alıp, uzaklara gitmek istiyorum…

Kaynak: tıklayınız






Benim hoşuma giden bu yazı A.Ali Ural'ın Posta Kutusundaki Mızıka adlı kitabına aitmiş. Okumak istediğim listeme alırken sizi de haber edeyim. :)

Kitap için link: D&R








Kalem Darbesi

15 Aralık 2012 Cumartesi

6 Gökkuşağının Kitapla Buluşması


Lacivert → Mevlana ~ Mesnevi

Yeşil → Mevlana ~ Fîhi Mâ Fîh

Mavi → Halit Kakınç ~ Struma

Mor → Gary Chapman ~ Beş Sevgi Dili

Sarı → Murat Menteş ~ Dublörün Dilemması

Kırmızı → Ernest Hemingway ~ Çanlar Kim için Çalıyor

Turuncu → Asım Yıldırım ~ Bir Yudum Hikâye

Sevgili Mehtap Gökkuşağının renklerinden mimlemiş beni. Bunu kitapların renkleriyle buluşturmamı isteyerek ne iyi yapmış değil mi? Kendisine burdan teşekkür ediyorum.

Gökkuşağı renklerinden oluşan kitaplarım yukarıdakilerdir.
Bende bu yazıyla birlikte üç kişiyi mimliyorum ve yapmak isteyen herkesi :)

1- Nesrin Laf Salatası
2- Öylesine Biri
3- Hanife Dikbıyık

7 Yazar Ayları - Haruki Murakami - 1Q84

Yazar Aylarına daha önce içinizde katılan var mı bilmiyorum ama ben gecikmeli olarak bugün başlıyorum. Sevgili Pinuccia'nın düzenlemiş olduğu etkinlik için sizi buraya alayım.



Geç kaldım, farkındayım. Tuğla gibi bu kitap nasıl biter? :)

14 Aralık 2012 Cuma

4 Mimlendim :)


Sevgili Nesrin'im beni mimlemişde bakın neler olmuş. :)


1-Mantığın mı yoksa Duyguların mı ön plandadır?

6. Hissim bu zamana kadar hiç yanıltmadı. Mantığın bittiği yerde duygusallık başlıyorsa bazen iç sesimize kulak vermek lazım. :)


2-İnsanlar niye mutlu değiller? Niye gözlerinin önündeki mutlulukları görmüyor ve şükretmesini bilmiyorlar?

Olduğu kadar, olmadığı kader demediklerinden. İnsanoğlu doyumsuz bir varlık olduğu için ne şükretmesini biliyor ne de elindekiyle yetine biliyor. Daha küçük yaşta mutlu olmayı öğrenemediyse psikologlar boşuna mı çocukluğa iniyor? :)


3-Çok para harcayıp keşke almasaydım ya da harcamasaydım dediğin bir şey var mı?

Immm, şeyy… Tabii ki var :) Buna hayır diyen insanın nevrotik sorunları vardır. :P
Fuzuli olarak yapmadığım tek alışveriş kitap olarak düşünüyorum. Haa bir de insan takıntılı olmaya görsün benim gibi! En basit örnek ise; nerede pembe konsepti görsem, dayanamayıp alıyorum. Gerekli mi? Hayır. Ama ne yapayımmm? Huyum kurusun :)


4-Haklı olduğun bir konuda hakkını savunur musun yoksa susmak adalet mi dersin?

Sadece kendim değil, hiç kimse için susamam. Bence susmak hatayı kabul etmektir. Tabii ikna etme kabiliyetimden mi bilemem, çoğu zaman çevremdeki dostlar sen adamı ipten alırsın derler. :) Hoş karşı taraf anlamıyorsa yapılacak tek bir şey kalıyor. Anladınız siz. :)


5-Tok gözlü müsün yoksa her şeyim olsun diyenlerden misin?

Her şeyim olursa çalışmamın, gayret etmemin ne anlamı kalıyor? İsteklerimizin, beklentilerimizin sonu yok ki… Şu dünya da tek sorun yarım kalmışlık. Ya paranız var mutlu değilsiniz ya da mutlusunuz ama borcunuz çok. Eğer ikisi de sizde mevcutsa çok şanslısınızdır. Bana göre aza tamah edip, tok gözlü olmak en güzelidir. :)

Nesrinciğime teşekkür ederken, bu yazıyı okuyan herkesi mimledim. :)

Kalem Darbesi

4 John Verdon - Şeytanı Uyandırma


John Verdon - Şeytanı Uyandırma

Arka kapak;

Asla o karanlık odaya girme.
Sabaha çıkmak istiyorsan şeytanı uyandırma.

Hiçbir cinayet kusursuz değildir. Özellikle Dahi Dedektif Dave Gurney bir olaya müdahil olup hiç kimsenin göremediği detayları ortaya çıkardığında, çıkışı olmadığı düşünülen labirentin çıkışını ustalıkla bulduğunda...

Gurney, bir seri katil üzerine belgesel hazırlayan genç bir kıza danışmanlık yapmayı kabul eder. On yıl önce yaşanan bu olaylarda kurbanların hepsi keskin bir nişancı tarafından zifiri karanlıkta, pahalı Mercedes arabalarını kullanırken, aynı açıdan ve noktadan kusursuz biçimde vurulmuş ve bedenlerinin yanına birer oyuncak hayvan bırakılmıştır. Asla aydınlatılamayan bu cinayetlerin üstüne bir perde çekilmiştir ve kimse bu perdeyi kaldırabilecek kadar cesaretli değildir. Tek bir kişi dışında.

Gurney'in, kimseye izini belli etmeyecek kadar dahiyane bir plan yapmış olan bu caniyle oynayabileceği tek bir oyun vardır. Ölüm oyunu: Kendini hedef göster, o sana gelsin.


"Zeki bir adamı karmaşık bulmacalar çözerken izlemek müthiş bir keyif. Gurney işte bu yönüyle farkını ortaya koyuyor."
New York Times

"Her sayfada artan gerilimle, bir psikopatın iç dünyasının derinliklerine ineceksiniz."
Publishers Weekly

"Şaşırtıcı bir son ve tam bir şaheser. Tırnaklarınızı kemirtecek kadar heyecan verici."
New York Journal of Books

Fotoğraf & Arka kapak: D&R


Aldığım mailler için şimdiden teşekkür ediyorum. Biraz beklettim sizleri ama bende hemen bitmesini istemedim. Ve bu yüzden ikinci bir kitapla okumayı sürdürdüm.

Favori yazarlarımdan John Verdon’ unu önce diğer kitapları ile kıyas mı yapayım, yoksa sona mı saklayım bilemedim. En iyisi harmanlamak :)

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Anlaşılan yazarımız bu sözü bozma eylemine bürünmüş. Okurken bunu daha iyi anlayacaksınızdır.

Polisiye dizi sever misiniz? Cevabınız evet ise bu kitap tam size göre. Diğer kitaplarından farklı olarak üç bölümden oluşuyor. Giriş-Gelişme-Sonuç gibi düşüne bilirsiniz. Ama yanılacaksınız. Çünkü üç bölümlük bir dizi senaryosu sizi bekleyecektir. Gerilim yerini maceraya bırakıyor haberiniz olsun. :)

Birinci Kısım: Cinayet Yetimleri
İkici Kısım: Adaletin Yokluğunda
Üçüncü Kısım: Her Ne Pahasına Olursa Olsun

Okurken bana Şafak Vakti (Breaking Dawn) romanını anımsattı. Tabii ki karakterlerimiz aynı. Ama konu işleyişi bakımından, yazarın güncel kitapları takip ettiğini anlamak mümkün.

Eğer ilk iki kitabını okuduysanız, geçmişe geri dönüyorsunuz. Adı geçen kişiler, hemen gözünüzün önüne geliyor. Yaşanılan cinayetlerde, önce ki olayların benzerlikleriyle atıfta bulunuyor. Böylelikle konuya hâkim olduğumuz için eğlenceli bir hâl almış oluyor.

Adından da anladığımız gibi Şeytanı Uyandırma eyleminin içine düşmüş zeki dedektifimiz Dave Gurney, kusursuz bir cinayet olmadığını kanıtlama çabasında…

Akıcı bir dil kullanılmış. Fakat diğer iki kitabına göre bazı değişiklikler yok mu? Tabii ki var. Öncelikle argo kelimelere, küfürlere açıkça yer verilmiş. İlk iki kitabı da uzundu ama bu kadar betimlemeye yer verilmemişti. Neredeyse yeter be kardeşim, amma uzattın! deyip sayfaları atlamak isteye bilirsiniz. Evet, romanlarda betimlemeler önemlidir. Ama her şeyinde bir kıvamı vardır. Hani derler ya ne eksik ne fazla… İşte kitabın sırf bu yüzden uzamasını sinir bozucu buldum. Bu yüzden yavaş ilerliyor. Onun haricinde daha fazla karaktere yer verilmiş, zenginleştirilmeye çalışılmış… Yazarın en önemli değişikliklerinden biri de mizah yönünü ortaya çıkarttığını söylemeden geçemem. Bana sorarsanız süper olmuş. Mesela aksi, huysuz, sinir bozucu Hardwick ile kısımları okurken acayip eğlendim. :) Benden geçer not olarak 10 aldı!

İlk kitapta katilin kim olduğunu anlamıyorken, ikincisinde tam tersi olduğunu görmüştük. Şimdi ise şaşırtıcı bir son sizi bekliyor. Zira aklımdan geçen iki karakterlerden hiçbiri katil çıkmadı. Sonlarına doğru yaklaşırken değişik hatta abartılı bir sürprize hazır olun derim. :)

Sizce Dave Gurney muhteşem zekâsıyla katili buldu mu? Bunca zaman zekice yakaladığı ipuçları sayesinde başarılı olacak mı? Ailesi için kendini feda eden dedektifimiz bize veda mı ediyor? En önemlisi ise iyiler her zaman kazanır mı? Cevaplar için, geç kalmadan okuyun derim.

John Verdon - Aklından Bir Sayı Tut için tıklayınız.
John Verdon - Gözlerini Sımsıkı Kapat için tıklayınız.

Kalem Darbesi

12 Aralık 2012 Çarşamba

4 Olduğu Kadar - Feyyaz Yiğit


Olduğu Kadar - Feyyaz Yiğit

Arka kapak;

Bu kitap, paraya çok sıkışıldığında babaannenin cebe sıkıştırdığı yüklü miktardaki harçlığın yarattığı duyguyu hatırlatıyor: Sevinç ve daha fazlasına duyulan utanmaz ihtiras... Feyyaz Yiğit daha ilk eserinde edebiyat ustalarının uzun yıllar içinde eriştiği bir mahareti kazanmış görünüyor. Donukluğun içindeki hareketi, saçmalığın içindeki sağduyuyu, sıradanlığın insana umut veren mucizesini ve beklenmeyen şeyleri aslında nasıl da beklediğimizi bize zahmetsizce sergileyiveriyor.
(Aziz Kedi)


Hayatımın tümüne "olduğu kadar" ismini verdim.
Öyle güçlü bir zırh ki "olduğu kadar". Her zaman ve her şeye, gerekli veya gereksiz söyleyiver gitsin. Kendi kendine durduğun yerde arka arkaya beş bin kere söyle istersen. Tanıdığım ve tanımadığım herkes, biliyorum ki olduğu kadarıyla yetiniyor. Dünya çirkin bir yer olsun istiyorsan, "olduğu kadar" çirkindir. Birisini çok mutlu etmek istersen eğer, "olduğu kadar" mutlu edersin onu. Olduğu kadarı seni rahatsız ediyorsa, ona yine olduğu kadar itiraz edebilirsin.

"Olduğu kadar" dünyadaki bütün sorulara verilebilecek en güçlü cevaptır. Ama yine de hiçbir zaman "TAM" olarak tatmin edemez kimseyi. Özü gereği yine "olduğu kadar" tatmin etmek zorundadır. Tam değilse eksiktir, eksik "olduğu kadar" tamdır.

Fotoğraf & Arka kapak; D&R

182 sayfa, 11 günden oluşan Feyyaz’ın seyir defterine hoş geldiniz. :) Dizüstü Edebiyat okumayı seviyorsanız, size garip gelmeyecektir. Ama size bir şey vaat edecek beklentisiyle okursanız yanılırsınız. Çünkü yeri geldiğinde saçma ve alakasız olduğunu anlayacaksınız. Zaten yazarında öyle bir iddiasının olmadığını, eğlence için yazdığını videosunda anlayabilmek mümkün.



Baskın olarak Suat karakteri ile üç arkadaş arasında yaşanılan 11 günlük olayları ele almış. Kitap oldukça akıcı, sade bir dil kullanılış. Bazı yerlerde argonun sıkça telaffuzuda mevcut. Onun haricinde eğlenceli bir kitap. Olayların akışını detaylı olarak yazması, sıkı bir günlük tuttuğuna işaret ediyor. Beni en çok güldüren olay minibüs olayı idi. Aslında hepimizin günlük yaşantımızda karşılaştığımız olaylar, aşık olduğumuzdaki paranoyalar, insanlara bakış açımız vs.

Kitaptan alıntı verecek olursam;



Sonuç olarak kitabın yuvarlak içine aldığı Üç Günlük Dünya Edebiyatı sloganını okuduğunuzda ne demek olduğunu anlayacaksınız. Zira adama bak lan üç kuruşluk edebiyatı bize kakalamış (!) derseniz kitabın epiloğunu anlamışsınız demektir. :)

Kalem Darbesi

11 Aralık 2012 Salı

11 Kuzucukların Seni Unutmadı!



Türk tiyatrosunun usta oyuncusu Adile Naşit aramızdan ayrılalı 25 yıl olmuş. Ama biz kuzucukları onu unutmadık. Saygıyla anıyoruz.

Çocukluğum onun filmleri ile geçti. Hababam Sınıfında Hafize anamızdı, Kibay Feyzo'da Sakine Ana idi. Bizim Aile'de Melekti... Ya Bitirim Sınıfı? Ahh, Zehra anne ahh ... Hatırlayan kaç kişiyiz?

Geçmişe giderken hem hüzünlendiren, hem de bu kadar güldürüp hafızalardan silinmeyenlerden birkaç örnek;



Rahmetli Kemal Sunal... Eşi benzeri olmayan ûstad, hepinizin mekanları cennet olsun.

Ya Ah Nerede desem size? Gülşen Bubikoğlu, Tarık Akan aşkında kahvecinin kardeşi Huriye abla :) Ne zaman denk gelsem, sıkılmadan izlerim.



Tabii "elektrikçim" kaçar mı?




Boşuna denmiyor her şey eskiden iyiydi diye... Bunca insan yanılamaz. Neden şimdi tadı yok ki? Artık kimse şekerin kıvamını ayarlayamıyor...

Hep diyorum 90’lar da çocuk olmak bir başka… Gerek film, gerek müzik… Her şeyi bırakın samimiyet vardı yahu… Şimdi çıkar dünyası olmuş! Kimse yoğurdum ekşi demiyor. Empati yapamıyoruz...

Gözünü sevdiğimin dünyası Marduk’u düşüne dursun, Mayalar 21 Aralık’da zıplasın (!) ve kıyamet kopsun! :)




Kalem Darbesi

7 Aralık 2012 Cuma

13 Beni Bekleyen Sürprizzz!


Bu aralar çok fazla keyfim olmamakla beraber, yaşadığım bazı sorunlardan ötürü mevsimle birlikte düşüncelerimde soğudu... Umuyorum, yeni yılla birlikte her şey yoluna girer.


Özellikle son iki gündür karşılaştığım olaylarla beraber, bugün, beni bekleyen sürpriz oldukça hoştu. Hani hayatınız da öyle insanlar vardır ki, siz söylemeseniz de hisseder, içine doğar o da yetmez telefon açıp, size belli etmeden emin olmaya çalışır. İşte hayatımız da iyi ki böyle insanlar var.


Birkaç ay'dır laptopun klavyesinde sorun yaşıyordum. Benim emektarın fanından çıkan ses egzozu patlamış araba gibiydi mübarek! :) Tabii arama yöntemlerim sonunda kendimce bulduğum çözümlerle bir şeyler denedim. Ahhh! deneme- yanılma bu olsa gerek. :) Laptop'un fanından sızan yağlar, klavyemin tuşlarını, polis edasıyla etkisiz hâle getirdi. İlk başlarda birkaç tuş deyip önemsemesem de sonuç çekilmez olmuştu. Blog dahil diğer yaptıklarımda ekran klavyesi yardımıma koştu ama ne çare!

Siz siz olun fandan çok ses geliyor diye makina yağı falan damlatmayın!

Eee sürprize gelirsek az çok siz de anlamışsınızdır.:)


Gelen iki paketde çok sevdiğim, değer verdiğim iki insanlara ait. Beni nasıl mutlu ettiniz tahmin bile edemezsiniz. İyi ki de varsınız!


Sevgili Mühendis arkadaşım, beni çok şaşırttın. Artık senin sayende zorluk çekmiyorum. :) Kendi gibi yüreği güzel arkadaşım, klavyenin yanı sıra bana iki güzel kitapta göndermiş. Sizi bilmem ama alınan veya hediye edilen bir kitabın mutluluğunu anlatmak tarifsiz kalıyor...

1- Mehmet Akif Ersoy ~ Safahat
2- Yusuf Has Hacib ~ Kutadgu Bilig'den Seçmeler

Ve Sherlock Holmes ayraç. Kitapları hakkında henüz bir bilgiye sahip değilim ama iki seriden oluşan filmi henüz izlemediyseniz, şiddetle tavsiye ediyorum.

Aslında kargo ile bir sorundan daha bahsetmek istiyorum. Geçtiğimiz dönemde bazı gönderilerimde PTT kargo seçtiğimde içini açıp, bakıyorlardı. Hatta çoğu blogger arkadaşlar bundan dertliydi. Siz özenle seçip, paketliyorsunuz ama birileri oları bozuyor. Şimdi konuyla alakalı olarak Yurtiçi kargo da aynısını mı yapıyor? Çünkü sarı paketin hâlini gördünüz. Gönderen kişiye sorduğumda hayır, açmadılar dediler. O zaman benim paketimi kim bu hâle getirdi?


Adını, sanını ifşa etmeyeceğim korkma(!) Sen gizli gizli okumaya devam et.:) Kendisinin bende ki yerini anlatamam. Zaman dediğimiz kavramın tabularını kırıp, bu kadar kısa sürede onca paylaşılanlar, önemsenmek, değerli olduğunu hisset(tir)mek anlatılmaz yaşanır... Yüreği zengin insan çok seviliyorsun!

1- Murat Menteş ~ Dublörün Dilemması
2- Zülfü Livaneli ~ Serenad
3- Herman Hesse ~ Bozkırkurdu
4- Amin Maalouf ~ Tanios Kıyısı
5- Amin Maalouf ~ Doğu'dan Uzakta

Burdan her ikisine sonsuz teşekkürler, iyi ki varsınız!

Eee artık bende sıcak çikolatamı alıp, Ayben'imin bana göndermiş defterle, gecenin son karesiyle gidiyorum...



Kalem Darbesi


5 Aralık 2012 Çarşamba

3 Çekilişler


Beyaz Kitaplık Tarihi Değiştirenler serisinden Tarihi Değiştiren Olaylar'ı iki kişiye hediye ediyor. Çekilişine katılmak için tıklayınız. son katılım 20.12.2012



Moonlightcat13 blogunun sahibi Ayşım Hanım'ın kendi kaleminden kitaba dönüşen çekilişi 13.12.2012'de sonlanıyor. Henüz katılmadıysanız sizi buraya alayım.


Moriceninyeri'nin bu güzel hediyeri sizinde olabilir. Son gün 20.12.2012 olan çekilişe gitmek için tıklayınız.


Cupcakekokulumutfak'ın süpriz English Home ve diğer hediyelerini kazanmak için tıklayınız. Son gün 24.12.2012


Serapcamavi blogunun hediyeleri için tık tık Son katılım 25.12.2012



SÜSLÜ ve PEMBE DÜNYAM'ın mini hediye çekilişi için tıklayınız.




Sevgili Asabi Bakire'nin Nancy Pickard – Bakire Kitap Çekilişini Kaçırmayın. Ayrıca bakın bu çekilişte neler oluyor? tık tık Son Katılım 16.12.2012


 Pia'nın Yeni yıl hediyesi - Serenad/Zülfü Livaneli kazanmak için tıklayınız.



Öylesine Biri arkadaşımın blogu 1. yaşını doldurmuş ve bunun şerefine 2 güzel kitap hediye ediyor. Katılmak için sizi buraya alayım. Son katılım 28.12.2012



Yeni yılın şerefine Kontesce blogunun sahibi bir kişiye Pucca serisi veriyor. Son gün 31.12.2012 katılmak için tıklayınız.


Hasır Şapka - Derya' nın çekilişi için tıklayınız. Son katılım 28.12.2012


Örgükolik'in yılbaşı kutusu sizin olabilir. Katılmak için tık tık

4 Aralık 2012 Salı

2 Struma - Halit Kakınç



Struma - Halit Kakınç

Arka Kapak;

"Ülkemizin önde gelen araştırmacı akademisyenlerinden yazar dostum Halit Kakınç, Struma olayı hakkında bugüne kadar karanlıkta kalmış birçok bilgiyi de içeren önemli bir eseri yayımlıyor.

Ben, Struma cinayetini bire bir yaşadım. 1941 yılında, 15 Aralıkta Struma gemisi Sarayburnu açıklarına demir attı. Rıhtıma yanaşmasına izin verilmedi. Gece gündüz polis nezaretinde, 769 insan 72 gün boyunca deniz ortasında hapsedildi ve sonra katledildi.

Yazar Halit Kakınçın bu eserinin en sonunda, Anadolu Ajansının 24 Şubat 1942 tarihli açıklamasını bulacaksınız. Vatandaşlarına saygısı sıfır olan ceberut ve despot devlet anlayışını yansıtan bu açıklama, aynı zamanda utanç verici bir yalanı da içeriyor: "Geminin tamiri hitam bulduğu halde…" diye başlıyor.

Aslında motor arızalı olarak, atölyede kalmıştı. Yani, Struma motorsuzdu. Motorsuz bir gemi, kaderine terk edilen 769 insanı taşıyan bir büyük yüzen tabuttu. Ve devletin Anadolu Ajansı, utanç verici bir şekilde, geminin tamirinin bittiğini iddia ediyor, yalan söylüyordu. Katillerin cinayetlerini örtmeye çalışıyordu.

Struma cinayetinin üzerinden 70 yıl geçti. Mensubu olduğum Türk toplumunun eleştirilecek birçok yönü var. Bence bunların başında, eskiden beri süregelen geçmişte kalmış sayısız günahlarıyla yüzleşememek ve huzura erememek var. Bu cesareti ıskalamak… Cesetleri arka arkaya, üst üste yığıp dolap kapılarını kilitlemek… İyi de, cesetler orada kokuşup duruyor. Koku etrafa yayılıyor, havayı zehirliyor. Şu dolapları artık açıp havalandırsak, günahlarımızla yüzleşsek, huzura ermeyi denesek daha iyi olmaz mı?"
İshak Alaton

Fotoğraf & Arka kapak; okuoku


Mentsch tracht, Gott lacht. ( İnsanoğlu planlar, Tanrı güler. )

Yukarıda ki sözle başlangıç yapılan, oldukça akıcı, okuyucuyu asla sıkmayan bir dil kullanılmış. Şunu söylemeliyim ki 2. Dünya Savaşı’na başka bir pencereden bakmak için oldukça ideal bir kaynak olmuş. Çünkü bilinmeyen veya birçoğumuzun doğru bildiği yanlışları bulmamızı sağlayacaktır.

Okurken yaşanılanlar karşısında kimlerin kayıtsız kaldığını göreceksiniz. Halit Kakınç elinde ki tüm belgeleri, bilgi birikimiyle pekiştirmiş.

Sayfa 58'de Struma gemisin iç görüntülerine yer verilmiş,


Sayfa 83'e geldiğinizde 14 sayfalık yolcu listesi var.


Sayfa 169'da ise Nazi yanlısı Türk gruplar var mıydı? sorusuna yanıt bulurken, 1932 yılında ki Cumhuriyet Gazetesinin manşetleri. ( geçen olaylar, tarihleriyle geniş şekilde anlatılmaya devam ediyor diğer sayfalarda)



Ve kitabın bazı yerlerinde şarkı, şiir ve sözlere yer verilmiş. Yunanca, Rumca, İbranice vs.


Eğer film izlemeyi seviyorsanız 2. Dünya Savaşı sırasında Naziler ile Yahudileri konu alan sırasıyla önerilerim;

1- The Pianist ( Piyanist) 2003: http://www.imdb.com/title/tt0253474/

2- La rafle ( 1942 Yazı) 2010: http://www.imdb.com/title/tt1382725/

3- Schindler's List ( Schindler'in Listesi) 1993: http://www.imdb.com/title/tt0108052/

4- Life is Beautiful ( Hayat Güzeldir) 1999: http://www.imdb.com/title/tt0118799/

5- In Darkness ( Karanlıkta Kalanlar ) 2011: http://www.imdb.com/title/tt1417075/


Tabii  bunları okuyup, izledikten sonra insanın aklına; geçmişte yahudilerin yaşadıklarından sonra aynı şeyleri neden Filistin'e yapıyor!

Kalem Darbesi










3 Aralık 2012 Pazartesi

6 Gelen Kitaplarım



Henüz Haruki Murakami 1Q84 okuyamamanın stresini yaşarken, merakla John Verdon'un kitabını bekliyordum. Dedektif, polisiye, gizemlilik vs. barındıran son kitabı Şeytanı Uyandırma okunmaya başlanıldı bile.

Nazan Bekiroğlu'nun Nar Ağacı ise buram buram tarih kokan, gerek kapak olsun, gerek video da geçen sözlerin işlenişi beni kendisine çekmeyi başardı. Birçok paylaşım sitelerinde, kitaptan yer verilenlere gelecek olursak;

* Aşkın nizamı parçalanınca her şey göze abes görünmeye başlar. İnsan içinden yenilenmeyince dışından eskir...

* Aşkın zamanı yok anı var, kelamı yok ama ışığı var...

* Hatırlamak ve tanımak kadar görmek de zaman işiydi besbelli.
Onun da düğümü kaderde kilitliydi.



Tarih kadar kesin, hatıralar kadar bulanık, hayat kadar renkli bir hikaye sözü bile yeterli bence.


Nurgül Çelebi'nin dört kitaplık bir seri olarak kurguladığı roman serisinin ilki Yarına Dokunmak. Yazar kendi yaşadıklarından yola çıkarak yazdığını belirttiği kitapta, hayatın gerçeklerini 'doğum' ve 'ölüm' üzerine alıyor. "Yaşadığım tecrübeleri anlatmak istedim," diyen yazarın aynı serinin bir parçası olan ikinci kitabı Aşka Dokunmak da yakında rafta yerini alacakmış.

Larissa Ione Limos; Mahşerin Dört Atlı serisinin 2. kitabı ama ben, daha ilk kitabı olan Ares'e bile başlayamadım. :(

Sinan Akyüz'ün son kitabı olan İncir Kuşlarını ise bir solukta okuyacağıma inanıyorum. Çünkü yazarın kalemi oldukça iyi. Bu zamana kadar okuduğum kitapları hep tek günde bitti.

Geçenlerde blogları gezerken farklı bir kitaba denk geldim. Farklı diyorum çünkü, eklediğim video'yu izlerseniz daha iyi anlayacaksınız.



Size de tanıdık geldi mi? Kendisi Okan Bayülgen'in programında yer alıyordu. Birçok skeç hazırlayıp ve adı geçen kişileri ele alıp matrak bir kitap hazırladığını düşünüyorum.


Aranızda duyan, okuyan varsa düşüncelerini merak ediyorum.

Ve son olarak ise Poe...

Edgar Allan Poe'nin birçok şiirini ve hikayelerini okul hayatım da okumuştum. Özellikle halen ezberimde olan Annabelle Lee'dir.

Edgar Allan Poe Bütün Hikayeleri & Şiirleri kitaplıkta, vazgeçilmezlerin yanına gitmeyi bekliyor.





Kalem Darbesi





2 Aralık 2012 Pazar

3 1.Blog Öyküleri Yarışması


Merhaba arkadaşlar,

Bugüne kadar blog dünyasında birçok etkinlik düzenlendi. Hediyeleşme, kitaplaşma derken sıra düşünceleri kaleme almak. Hemde bir blog dergisinde yayınlanacak. Tabii hepsi bu kadar mı? Hayır. Oylama sonucunda dereceye giren ilk 2 kişiye de harika kitaplar verilecek.

Ödüllerden bahesedecek olursak;




Gördüğünüz üzere yapmanız gereken sadece gizli kalmış yanınızı keşfetmek, hislerinizi yansıtmak... Bu zamana kadar hep okuyandınız. Şimdi okunmak istemez misiniz?

Böyle bir etkinlik başlatan Güven Turan'a teşekkür ediyorum.

Katılmak ve şartları öğrenmek için sizi buraya alayım.


Kalem Darbesi






Bu sitede kullanılan tüm fikir,içerik ve fotoğrafların izinsiz kullanılması 5486 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına göre suç sayılmaktadır.